1.TARİHÇE:
Telsim, Mayıs 1994’ten bu yana GSM hizmeti veren Türkiye’nin en büyük operatörlerinden biridir. Lisansını 1998’de almıştır ve 2023’e kadar geçerlidir. Türkiye'de nüfusu 10.000'den fazla olan yerleşim birimlerinden % 100'ü, Telsim'in kapsama alanındadır. Dev altyapı yatırımlarıyla Türkiye'de 21. yüzyılın GSM şebekesini kuran Telsim, uluslararası serbest dolaşım (roaming) anlaşmalarıyla, iletişim ağını tüm Dünya'ya sunmaktadır. Telsim'in Mayıs 2006 itibarıyla Dünya'da 171 ülkede 452 operatörle roaming anlaşması, 74 ülkede 151 operatörle ise GPRS roaming anlaşması bulunmaktadır.
Telsim kapsama haritası
GPRS, MMS (Multimedia Messaging Service), MVS (Mobile Video Streaming) ve Push To Talk (BasKonuş-Chatin) servislerini Türkiye'de ilk, Dünya'da ise ilkler arasında abonelerine sunan Telsim, abone segmentlerinin ihtiyaçlarına göre çeşitlendirdiği rekabetçi tarifeleri ile de öncü operatördür.
Telsim’in Türkiye’de 8 tane ana bölgesi bulunmaktadır. İstanbul, asya ve Avrupa olarak ikiye bölünmüştür. Her bölgede OMC, Kiralama, Bakım, Tesis, Planlama departmanları bulunmaktadır. Bu departmanların çalışma şekli şöyledir;
Planlama bir bölgede gereksinim olması durumunda istasyon kurmayı öngörür ve o bölgedeki en uygun yerleri tespit ederek kiralamaya sevk eder. Kiralama ise bu uygun yerlerden birisini kiralar, sözleşme ve hukuksal işlemleri halleder. Kiralanan yerlere TK (Telekomünikasyon Kurumu)’dan onay alınmasının ardından geçici sertifikayla tesis, istasyonun montajını yapar. Planlama ölçüm ve optimizasyonu yapar ve TK’ya kati sertifika için müracat edilir. OMC ise kurulmuş olan istasyonun database’ini hazırlar, arıza ve istatistik takibi yapar.
1.1.Şirket Profili
Çalışan Sayısı 2.356, çalışanların eğitim düzeyi; %4 master-doktora, %49 üniversite, %16 meslek yüksek okulu, %31 lise ve dengidir. Çalışanların kadın/erkek Oranı %60 erkek, %40 kadındır.
Eğitim Programları Yılda 1 kez yapılan 'Performans Değerlendirmesi'nin ışığında kişi bazında şirket hedefleri doğrultusunda bireyleri kişisel bilgi ve becerilerini arttıracak, yaratıcılıklarını ortaya çıkarmaya ve bireysel hedeflerine ulaşmalarını sağlamaya yönelik eğitimler planlanmakta ve uygulanmaktadır.
KONTROL SONUCU :
KISIM : Şebeke İşletme Departmanı YAPRAK NO : 1
YAPILAN İŞ : Mobil Sistemlerin Gelişimi TARİH : 18/07/2006
2.MOBİL SİSTEMLERİN GELİŞİMİ:
Mobil iletişim teknolojisi adına yapılan en büyük atılım hücresel sistemlerin ortaya çıkarılmasıdır. Bu düşünce ilk olarak Bell Labs tarafından üretilmiştir ve ilk hücresel sistem AMPS (Advanced Mobile Phone Service) 1979 yılında Chicago'da (İllinois, ABD) gerçekleştirilmiştir. Kuzey Avrupa'da ise İskandinav ülkelerini kapsaması amaçlanan NMT (Nordic Mobile Telephone) sistemi geliştirilmiştir. AMPS'in bir türevi olan TACS (Total Access Communication System) İngiltere'de 1985'te hizmete sokulmuştur.
Mobil telefon hizmetine duyulan yüksek talep karşısında bütün bu analog sistemler yetersiz kalmıştır. Ayrıca, kullanılan farklı sistemlerin uyumlu çalışması söz konusu değildir. Artan kapasiteyi karşılamak amacıyla tasarlanacak yeni sistemlerin maliyeti hiçbir Avrupa ülkesinin tek başına yüklenmeyi istemeyeceği kadar yüksek olacaktır. Mobil haberleşmedeki talebe karşılık verememe sorununa çözüm olarak bütün Avrupa ülkelerinin ortak tasarlayıp ortak kullanacakları bir sayısal, hücresel mobil sistemi olan GSM (Küresel Mobil İletişim Sistemleri - Global Systems for Mobile Communications) ortaya çıkmıştır. Günümüzde kullanılan biçimi ile GSM sisteminin abonelerine sunduğu servis ve avantajlar şöyle özetlenebilir:
• Herhangi bir GSM şebekesinin abonesi, artık çoğumuz tarafından bilinen küçük boyutlara sahip el setiyle (cep telefonu) GSM sistemine dahil olan ve kapsama alanı içinde bulunan bütün ülkelerde her yeri arayıp telefon görüşmesi yapabilmekte, nerede olursa olsun aranabilmektedir.
• Kullandığı telefonun kendisine ait olması gerekmemektedir, çünkü abonelik bilgilerini içeren SIM kartını (Abone Tanıtım Modülü - Subscriber Identity Module) yanında taşıması kiralayabileceği herhangi bir GSM el telefonunu kullanması için yeterli olacaktır.
• Ayrıca abone kendisine ait telefonu belirli çağrılara (örneğin daha pahalı olan uluslararası çağrılara) kapatabilmekte, erişilemediği ya da meşgul olduğu durumlarda çağrı yönlendirme özelliği kazandırılabilmektedir. Üstelik bütün bunları GSM sistemine özgü güvenlik önlemlerinin sağladığı gizlilik içinde gerçekleştirebilmektedir.
GSM, sayısal olması ve kullandığı radyo erişim teknikleri açısından birçok yenilikler getirmesine karşılık erişilen son nokta olmayıp, daha gelişmiş ve küresel sistemlere geçişi sağlayacak bir şama olarak kabul edilmektedir. İkinci nesil GSM sistemlerindeki gelişmeleri, herbiri daha hızlı veri iletimine imkan sağlayan HSCSD (Yüksek Hızda Devre Anahtarlamalı Veri- High Speed Circuit Switched Data), GPRS ( Genel Paket Telsiz Hizmeti – General Packet Radio Service) ve EDGE (GSM Evrimi için Geliştirilmiş Veri Hızı- Enhanced Data Rate for GSM Evolution) sistemleri izlemektedir (Tablo alttadır).
KONTROL SONUCU :
KISIM : Şebeke İşletme Departmanı YAPRAK NO : 2
YAPILAN İŞ : 3G Sistemlerin Gelişim Basamakları TARİH : 19-20/07/2006
2.1. 3G SİSTEMLERİN GELİŞİM BASAMAKLARI:
Şekil: 3G Gelişim Basamakları .
1998 yılında, veri iletim hızını arttırmak amacıyla devre anahtarlamalı veri kapasitesine sahip mevcut 2G GSM şebekelerinin gelişmiş bir uygulaması HSCSD (Yüksek Hızda Devre Anahtarlamalı Veri – High Speed Circuit Switched Data) yapısı oluşturuldu. HSCSD kullanımı ile 57.6 kbps hızına kadar veri iletimi gerçekleştirmek mümkündür. Bu sayede, GSM terminal cihazları ile video konferans, çoklu ortam uygulamaları gibi gelişmiş hizmetleri almak mümkün olacaktır. Temelde yüksek hızlara ulaşmak çoklu GSM zaman slotu ile mümkündür. GSM, herbiri 200 kHz kanal aralığının 8 zaman slotuna bölündüğü TDMA (Zaman Bölmeli Çoklu Erişim - Time Division Multiple Access) tekniğini kullanır. Bir zaman slotu ses için ayrılmıştır. Aynı zamanda bir zaman slotu ile 14.4 kbps hızında veri iletimi gerçekleştirilebilir. HSCSD’de 57.6 kbps hızına ulaşmak için 4 slot kullanılmaktadır.
HSCSD’nin kurulumunun kolay ve maliyetinin düşük olmasının nedeni, sadece baz istasyonlarının yazılımlarının yenilenmesinin yeterli olmasının yanısıra yeni bir donanıma gerek olmamasıdır. Bununla birlikte, veri trafiğinin artması ile birlikte ses kapasitesi azalmaktadır. Böylece veri kullanıcılarının, kanal kullanımı için ses kullanıcıları ile yarışmaları gerekecektir. Bu nedenle, HSCSD’nin çoğunlukla kapasitenin boş olduğu ya da yeni şebekelerde kullanılabileceği düşünülmektedir. HSCSD’de potansiyel zorluklarla çoklu zaman slotu ortamında karşılaşılır. Devre anahtarlamalı veri çağrısı süresince bir uçtan diğer uca aynı slotları kullanmak mümkün olmazsa, çoklu zaman slotu kullanılması nedeniyle mobil şebekede farklı hücreler arasında dinamik çağrı transferinde teknik zorluklarla karşılaşılır. İkinci dikkat edilmesi gereken husus ise devre anahtarlamalı iletim modelinin genelde yoğun veri/internet trafiğinde verimli olmamasıdır. Veri haberleşmesinde daha fazla devrenin (circuits) tahsisi, ses çağrısına göre daha uzun süreli bekleme zamanı ile birlikte sabit PSTN (Kamu Anahtarlamalı Telefon Şebekesi, Public Switched Telephone Network) operatörlerinin artan internet trafiği karşışında yaşadıkları problemlerin aynısını yaratmaktadır.