edorem | | Tarih: 08.04.2006, 14:54 Mesaj konusu: Türk Üniversiteleri Bilim Üretemiyor... | |
|
Dünyanın saygın bilim dergisi Science’ın 2005’in en başarılı bilim adamı seçtiği Ahmet Yıldız, beyin göçünün bariz örneklerinden. ABD’de çalışmalarını sürdüren Yıldız’a göre, Türkiye’de bilimin önündeki engel; ‘politize olmuş üniversiteler’.
Ahmet Yıldız, Boğaziçi Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra yurtdışına giden bilim adamlarından. Amerika’daki California Üniversitesi’nde başarılı çalışmalarıyla adını bilimin zirvesine yazdırdı. Körlük, sağırlık, felç, alzheimer ve kanser gibi hastalıkların tedavisinde temel bilgi olan insan hücresindeki motor proteinlerin nasıl yürüdüğünü bularak bilim tarihine geçti. Dünyaca ünlü bilim dergisi Science tarafından ‘2005’in en büyük genç bilim adamı’ seçildi. 3 Mart’ta ödülünü alan Yıldız, halen down sendromu ve şizofreni gibi hastalıklara sebep olan protein (dynein) üzerinde çalışıyor. Sağlık Mensupları Derneği tarafından da ödüllendirilen Ahmet Yıldız, Türkiye’ye dönüş konusunda ise umutlu değil. Nedenini üniversitelerin politize olmasına bağlıyor. Üniversite görevlisinin tek motivasyonunun bilim olması gerektiğinin altını çizerken, “Politize olan üniversitede araştırma olmaz, onu aklınızdan çıkarın. Araştırmacı, bütün gücünü eğitim ve araştırmaya ayırmalı, başka bir şeyle uğraşmamalı.” diyor.
Türkiye’nin uzun zamandır dert yandığı beyin göçünün temelinde de üniversite yapısının yattığını vurgulayan Ahmet Yıldız, ortamın araştırma yapmaya uygun hale gelmesi durumunda bilim adamlarının sayısının artacağını düşünüyor. Yurtdışında Türk üniversitelerinin yolsuzluk ve akraba kayırmalarıyla tanındığının altını çizen genç bilim adamı, karşılaştığı çarpıcı örnekleri şöyle sıralıyor: “Bir arkadaşım Amerika’dan Türkiye’de bir üniversiteye geldi. Yapacağı araştırma için kendisine ciddi ödenek ayrıldı. Ancak yüzde seksenine bölüm başkanı el koydu. Bölümün paraya ihtiyacı varmış. Arkadaşım bir nevi yıldı, hemen Amerika’ya döndü. Yine Türkiye’de bir üniversite 4 milyon dolara cihaz almış. Duydum ki kimse kullanamıyormuş. Benim çalıştığım üniversitede çalıştığım laboratuvara yönetim karışmaz. Sadece etik denetleme yapar.”
2005 yılının en başarılı genç bilim adamı Ahmet Yıldız, Türkiye’deki bilim ve araştırma ortamını değerlendirdi. Türkiye’de araştırma yapacak genç bilim adamlarının önündeki en büyük engelin politize olmuş üniversiteler ve kişisel ilişkiler olduğunu savunan Yıldız, geçmiş yıllarda yaşanan para sorununun nispeten ortadan kalktığını dile getirdi. Türkiye’de araştırma yapacak genç araştırmacıların sadece kendi projesiyle değil, kişilerle de uğraşmak zorunda kaldığını anlatan Ahmet Yıldız, “Araştırma yapmak için sadece çalışmak yetmiyor, kişilerle de uğraşmanız, onlarla çok iyi geçinme sanatına sahip olmanız gerekir. Herkes işine baksa çok daha farklı olur.” diyor.
Türkiye’deki üniversitelerin yurtdışında yolsuzluk ve akraba kayırmalarıyla tanındığının da altını çizen genç bilim adamı şunları söylüyor: “Ben Boğaziçi Üniversitesi’nde okudum. Orada bu tür şeyler yoktu. Ama gazetelerden okuyoruz. Bu iddialar insanları korkutuyor. Böyle bir ortamda çalışmak istemezsiniz. Bunları duymak bile yetiyor, görmek nasıl etkiler bilmiyorum.” Üniversiteler hakkındaki iddiaları, “Hangi düşüncede olursa olsun üniversitelerde böyle şeyler yapılıyorsa ülke adına büyük kayıp.” sözleriyle değerlendiren Yıldız, üniversitelerin özel hayata karışmasını ise şöyle eleştiriyor: “Bir bilim adamı başka insanlarla iyi geçindiği sürece araştırma yapabilir. Kişinin ne düşündüğü, özel hayatının nasıl olduğu hiç önemli değil; yeter ki bunu iş hayatına yansıtmasın.”
Ahmet Yıldız’a göre, üniversitelerdeki araştırma yetersizliğinin bir başka sebebi ise ders yoğunluğu. Üniversitelerdeki ortamın araştırmaya müsait olmadığına dikkat çeken Yıldız yaşanan sıkıntıyı şöyle özetliyor: “Öğrenci çok fazla ders almak zorunda. Hoca da çok fazla ders vermek zorunda. Bir hoca üç ders veriyorsa haftada sekiz saat derse giriyorsa yapabileceği başka bir şey yoktur. Türkiyede hocalar sınav kağıdı okuyor, araştırmaya fazla zaman ayıramıyor. Özellikle Anadolu’daki üniversitelerde çok az hoca var. ABD’de bir öğrenci her dönem üç ders alıyor, burada 8 ders alıyor. Öğrenci bütün zamanını üç derse ayırdığı için bilgi dağınıklığı olmuyor.” 6 yılda bitmesi gereken çalışmayı 3 yılda tamamladıDr. Ahmet Yıldız, 26 yaşında. Boğaziçi Üniversitesi mezunu. California Üniversitesi’nde post doktora yapıyor. Ocak ayında dünyaca ünlü bilim dergisi Science Dergisi tarafından 2005 yılının en başarılı genç bilim adamı seçildi. Yıldız, 6 yılda biten doktora çalışmasını 3 yıl gibi kısa sürede tamamladı. Doktora çalışmasında körlük, sağırlık, felç ve kanser gibi hastalıkların tedavisinde temel bilgi olan insan hücresindeki motor proteinlerin nasıl yürüdüğünü bularak bilim tarihine geçti. Yıldız’ın şimdiki çalışması ise Down sendromu gibi hastalıklara sebep olan proteinlerden dynein üzerine. Dynein proteini hücre çekirdeğinin pozisyonunu belirleyerek hücre bölünmesinde kromozomların ortak bölünmesini sağlıyor. “Biz işin mühendisliğini yapıyoruz ve mekanizmanın nasıl çalıştığını araştırıyoruz.” diyen Yıldız, bundan sonraki çalışmasında proteinleri hücre içinde incelemek istiyor.
(Zaman)
-----------------------------------------------------
|
|