GİRİŞ
Türkiye'de, özellikle 1950'lerden sonra, sanayileşme, şehirleşme, gelir seviyesinin yükselmesi
ve hızlı nüfus artışına paralel olarak gelişen enerji tüketimi, yerli kaynak üretimi ile
karşılanamayacak boyutlara ulaşmıştır. Oluşan enerji açığını karşılamadaki acil ve en ucuz
kaynak ise petrol ve petrol ürünleri ithalatı olmuştur. Ancak ilki 1973 yılında yaşanan petrol
krizleri sonucunda, enerji kısıtlamasına gidilmiş ve yerli kaynakların üretimine hız verilmiştir.
Hidrolik enerji ve yerli üretim linyitlerle elektrik üretimi için yeni santrallerin yapılması,
ısınmada linyit kullanımının artması, bu politikanın doğal sonucu olmuştur. Ancak kısa ve orta
vadede alınan bu tedbirlerin sonucunda, özellikle düşük kaliteli linyit tüketiminin meydana
getirdiği bir çok çevre problemleri de yaşanmış ve yaşanmaktadır.
Bu problemlerin azaltılmasında düşük kaliteli yakıtların ithal taşkömürü ve doğal gazı ile
ikame edilmesi Ankara'da olduğu gibi bazı olumlu sonuçlar vermiştir. Linyit kullanımında
yakıt zenginleştirme işlemlerinin uygulanması, yüksek verimli, ileri yakma teknolojilerinin
kullanılması, merkezi ısıtma uygulamalarının artırılması, uygun olan her yerde muhakkak
sıyırma sistemlerinin kurulması ve işletilmesi bir zorunluluktur. Taşkömürü ve linyit
rezervlerinin büyüklüğü gözönüne alındığında Türkiye şartlarında bu kaynaklardan
vazgeçilmesi düşünülemez. Ancak maliyetin beşte birine kadar indirimli satış yapılması da
sürdürülemez. Bu nedenle rasyonel fiyatlandırma ve kaynakların rasyonel işletilmesi esasları
mutlaka uygulanmalıdır.
Diğer taraftan petrol ve petrol ürünleri tüketimi azalmamış, aksine artmıştır. Ayrıca enerji
kaynakları ithalatına taşkömürü ve doğal gaz gibi iki yeni kalem daha eklenmiştir. Diğer
taraftan ormanların tahribine dek ulaşan odun üretimi ve tezek kullanımı, halen enerji
üretimindeki temel iki kaynaktır.
Türkiye jeotermal, güneş, rüzgar ve biyokütle gibi temiz ve yenilenebilir enerji kaynakları
açısından çok iyi bir konumda olmasına karşın bu potansiyelin üretime kazandırılması
yönündeki çalışmalara henüz gereken önemin verildiği söylenemez.
Enerji üretimi sırasında, asidik gazların emisyonu ve sera etkisinin azaltılması gibi çevre
problemlerine çözüm olarak önerilen nükleer santraller konusunda ise karar vermeden önce
diğer tüm alternatiflerin dikkate alınması ve bu alanda yapılması düşünülen yatırımların, dışa
bağımlılık, istihdam olanağı, ithal yakıt sorunu yaratılması gibi ülke çıkarlarını yakından
ilgilendiren konular açısından da değerlendirilmesi gerekli görülmektedir.
Çevre açısından atık üretiminin en aza indirilmesi kadar önemli olan bir diğer faktör de kaynak
kullanımındaki israfın önlenmesidir. Enerji tasarrufu ve verimliliği konusunda alınması
gereken bir çok önlem ve buna paralel olarak büyük bir tasarruf potansiyeli mevcuttur. Kaynak
kaybı sadece dönüşüm ve kullanım aşamalarında değil, aynı zamanda iletim aşamasında da
büyük boyutlardadır. Elektrik enerjisinin daha çok Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde, tüketimin
daha çok batı bölgelerde olduğu gözönüne alınırsa, enerji iletim kayıplarının temel nedeni
kolayca anlaşılabilir. Bu nedenle enerji tüketiminde tasarrufa, üretiminde ise desentralizasyona
gidilmesi, yeni kurulacak ithal doğal gaz, ithal taşkömürü ve nükleer santrallerin batı
bölgelerine kurulması bir çözüm olarak gözükmektedir. Bir diğer önemli çözüm de iletim ve
dağıtım hatlarının yenilenmesidir.
2
Hava kirliliğinin azaltılmasına yönelik alınması gereken önlemlerin, enerji ikmalinin güvenliği,
arz-talep dengesinin sağlanması, ucuz enerji temini, yatırım ihtiyacının azaltılması, dışa
bağımlılığın azaltılması, gerçekçi fiyatlandırma, kamuoyunun kabulü, tükenmekte olan
kaynakların kontrolü, istihdamın artırılması, sürekliliğin sağlanması gibi teknik, ekonomik,
politik ve sosyal faktörlerin de yeraldığı geniş bir çerçevede değerlendirilmesi gereklidir.
A. MEVCUT DURUM
A.1 TÜRKİYE'DE ENERJİ SEKTÖRÜNÜN GENEL ANALİZİ
A.1.1 Enerji Kaynaklarının Rezerv ve Potansiyelleri
Türkiye'de birincil enerji kaynaklarının rezerv ve potansiyelleri Çizelge 1'de verilmiştir [1,2].
Buna göre ülkenin mevcut enerji kullanımına yönelik en önemli iki kaynağın kömür ve hidrolik
enerji olduğu görülmektedir. Enerji kaynaklarının, dünya ölçüsünde zengin kabul edilen
ülkelerle kıyaslanacak boyutta olmadığı, ancak çeşitliliğin yanısıra, tüketim miktarları ile de
kıyaslandığında çok fakir bir ülke de olmadığı açıkt