yalcinaygul yazmış
belki kopyala yapıştır yapmış olabilirsin ama emin ol Atatürk böyle birşey sölememiştir.yahu muassır medeniyet seviyesine yükselmek te kastettiği muhasır avrupa oluyor,ister inan ister inanma ama atatürk bu ülkeyi kurarken hukuk,yönetim,kültür,teknolojiyi vs avrupadan almıştır...tamam kukla olmayalım buna katılıyorum ama türkiyenin geleceği maalesef batıdır, maalesef diyorum çünkü bu vakitten sona artık görüyorsunuz hiçbir ülke tek başına kalkınamaz kalkınan kalkındı tren çoktan gitti.... küreselleşme her gelişmekte olan ülkeyi birbirine bağımlı hale getirdi...buna bizlerde dahiliz...geçmişte her onyılda bir yapılan darbeler ülkemizi, bir çeşit yarış halinde olduğumuz rakiplerimizin karşısında on yıl geriye götürdü... beğenmedğimiz, bi zamanlar topraklarımızda yaşayan YUNANİSTAN bile bizden hem ekonomik hem hukuk hemde insan hakları bakımından bizden çok çok önde...
dediklerinde doğruluk payı yok diyemem ama Atatürk bunları 6 mart 1922 yapılan TBMM gizili celsesinde söylemiştir ve bu kayıtlara girmiştir... Türkiye'nin geleceği "batı" değil "Türkiye'nin" Türkiye'de yaşayan insanların" ta kendisidir... Atatürk de böyle olduğunu biliyordu...
işte İsmet KOTAK' ın yazısı:
Atatürk'ün 6 Mart 1922 konuşması
Dün Ankara’da Tandoğan Meydanına koşan “Cumhuriyet” yanlısı ve “Atataürkçü” yüzbinlere bakarak uyanan Türkiye’yi selâmlarım.
Bunun için katkı koyuyorum.
Bugün “Pazarlık” yayınımda Mustafa Kemal Atatürk’ün TBMM’de gizli celsede Avrupa hakkında söylediklerini buraya alarak başlamak istiyorum. Hani ikide bir “Atatürk Avrupa Birliğine girilmesini istiyordu” diye O’nun “Tam bağımsızlık” fikrini bila ayaklar altına alarak bizlere palavra sıkanlar var ya...Batılılaşmak, çağdaşlaşmak gibi ideallerini Atatürk gününde olmayan “AB” ile harman yaparak karşımıza çıkararak softa şaşırtması yapıyorlar. Oysa Atatürk görüşünü TBMM’de zamanında söyledi.Önce bunu yayınlayalım, sonra da “okur mektuplarına” geçebilriz.
“Meclis konusmasından.İŞ Bankası kültür yayınları: TBMM Gizli celse zabitlari (cilt-3)
"... Mustafa Kemal ATATÜRK: “
Hepiniz bilirsiniz ki, Avrupa'nin en önemli devletleri, Türkiye'nin zararıyla, Türkiye'nin gerilemesiyle ortaya çıkmışlardır. Bugün bütün dünyayı etkileyen, milletimizin hayatını ve ülkemizi tehdit altında bulunduran, en güçlü gelişmeler, Türkiye'nin zararıyla gerçekleşmiştir. Eger güçlü bir Türkiye varlıgını sürdürseydi, denebilir ki İngiltere'nin bugünkü siyaseti var olmayacaktı.
Türkiye, Viyana'dan sonra Peşte ve Belgrat’ta yenilmeseydi, Avusturya/Macaristan siyasetinin sözü edilmeyecekti. Fransa, Italya, Almanya'da, aynı kaynaktan esinlenerek hayat ve siyasetlerini geliştirmişler ve güçlendirmişlerdir." "... Bir şeyin zararıyla, bir şeyin yok olmasıyla yükselen şeyler, elbette, o şeylerden zarar görmüş olanı alçaltır. Gerçekten de Avrupa'nın bütün ilerlemesine, yükselmesine ve uygarlaşmasına karşılık, Türkiye gerilemiş, düştükçe düşmüştür.
Türkiye'yi yok etmeye girişenler, Türkiye'nin ortadan kaldırılmasında çıkar ve hayat görenler, zararlı olmaktan çıkmışlar, aralarında çıkarları paylaşarak, birleşmiş ve ittifak etmişlerdir. Ve bunun sonucu olarak,
birçok zekalar, duygular, fikirler, Türkiye'nin yok edilmesi noktasında
yoğunlaştırılmıştır. Ve bu yoğunlaşma, yüzyıllar geçtikçe oluşan kuşaklarda, adeta tahrip edici bir gelenek biçimine dönüşmüştür. Ve bu geleneşin, Türkiye'nin hayatına ve varlığına aralıksız uygulanması sonucunda, nihayet Türkiye'yi islah etmek, Türkiye'yi uygarlaştırmak gibi birtakım bahanelerle, Türkiye'nin iç hayatına, iç yönetimine işlemis ve sızmışlardır. Böyle elverişli bir zemin hazırlamak güç ve kuvvetini elde etmişlerdir." "...
Oysa güç ve kuvvet, Türkiye'de ve Türkiye halkında olan gelişme cevherine, zehirli ve yakıcı bir sıvı katmiştır. Bunun etkisi altında kalarak, milletin en çok da yöneticilerin zihinleri tamamen bozulmuştur.
Artık durumu düzeltmek, hayat bulmak, insan olmak için, mutlaka Avrupa'dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa'nın emellerine uygun yürütmek, bütün dersleri Avrupa'dan almak gibi birtakim zihniyetler ortaya çıktı. Oysa hangi istiklâl vardır ki yabancıların nasihatlarıyla, yabancıların plânlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir olay kaydetmemiştir. Tarihte, böyle bir olay yaratmaya kalkışanlar, zehirli sonuçlarla karşılaşmışlardır.
İşte Türkiye de, bu yanlış zihniyetle sakat olan bazı yöneticiler üzünden,
her saat, her gün, her yüzyıl, biraz daha çok gerilemiş, daha çok üşmüştür. "...Bu düşüş, bu alçalış, yalnız maddi şeylerde olsaydı, hiçbir önemi yoktu. Ne yazık ki Türkiye ve Türk halkı, ahlâk bakımından da düşüyor. Durum incelenirse görülür ki, Türkiye Doğu 'maneviyatı'yla’ sona eren bir yol üzerinde bulunuyordu. Doğu'yla Batı'nın birleştiği yerde bulunduğumuz, Batıya yaklaştıgımızı zannettiğimiz takdirde, asil mayamız olan Doğu maneviyatından tamamıyla soyutlanıyoruz. Hiç şüphesizdir ki bu büyük memleketi, bu milleti, çöküntü ve yok olma çıkmazına itmekten baska, bir sonuç beklenemez (bundan)." "... Bu
düşüşün çıkış noktası korkuyla, aczle başlamıştır. Türkiye'nin, Türk halkının nasılsa başına geçmiş olan birtakim insanlar, galip düşmanlar karsısında, susmaya mahkûmmuş gibi, Türkiye'yi âtıl ve çekingen bir hâlde tutuyorlardı.
Memleketin ve milletin çıkarlarının gerektiğini yapmakta, korkak ve mütereddit idiler. Türkiye'de fikir adamları, adeta kendi kendilerine hakaret ediyorlardı. Diyorlardi ki "Biz adam değiliz ve olamayız. Kendi kendimize adam olmamıza ihtimâl yoktur." Bizim canımızı, tarihimizi, varlığımızı, bize düşman olan, düşman olduğundan hiç şüphe edilmeyen Avrupalılara, kayıtsız şartsız bırakmak istiyorlardı. 'Onlar bizi idare etsin' diyorlardi."
...Bilelim ki, ulusal benliğini bilmeyen uluslar, başka uluslara yem olurlar.“ İşte Atataürk ve işte Avrupa hakkındaki görüşleri.Buna itiraz eden varsa TBMM kayıtlarını gidip bizzat okusun!
ALINTIDIR...
http://www.kibrispostasi.com/printa.php...p;art=1220
http://www.kibrispostasi.com/index.php/...ABERLER%DD
Başa dön